İşten Ayrılırken İmzalanan İhbarname

İşverenin işten ayrılırken çalışanlara imzalattığı, alacağının kalmadığına dair ibra sözleşmelerinin, iş akdinin feshinden itibaren en az bir ay sonra düzenlenmesi ve alacakların banka kanalıyla ödenmesi gerekiyor. Bir aylık süre dolmadan imzalatılan ibra sözleşmeleri geçersiz kabul ediliyor. Habertürk’ten Ahmet Kıvanç’ın haberi

İş hukukunda ibraname işçi ile işveren arasında imzalanan işçinin işvereni tüm haklarını aldığından bahisle geçmişe yönelik olarak arada herhangi bir alacak veya tazminat hakkının kalmadığını belirten bir sözleşmedir. İş hukuku işçiyi koruyan bir hukuk dalı olduğundan dolayı işçiden alınan ibranamenin geçerliliği de belli şartlara bağlanmıştır. Bu durumda bize gelen mail ve telefonlarda ibraname imzalayan işçi tazminat alabilir mi? Tüm haklarımı aldım diye imza attım ama alamadım haklarım gitti mi? İbranameye imza attım ama tazminatlarım verilmedi alabilir miyim? gibi sorular başta gelmektedir.Aşağıda sıraladığımız bu şartları içermeyen ibra sözleşmeleri geçersizdir.

İşten Ayrılırken İmzalanan İhbarname
İşten Ayrılırken İmzalanan İhbarname

İbraname ilk olarak usulüne uygun yapılmalıdır.

Halk arasında borcum yoktur kağıdı olarak da bilinen ibranamenin yapıldığı zaman, ibranamenin geçerliliği bakımından önem taşımaktadır. Kanuna göre ibranamenin geçerli olabilmesi için iş sözleşmesinin sona ermesinden en erken 1 ay sonra imzalanabilir. Yani işçi iş sözleşmesi sona erdiği gün sonra 1 ay içinde ibranameye imza atmışsa geçersizdir. İşçi dava yoluyla haklarını alabilir. İşçilerin burada dikkat etmesi gereken bir husus ise, imzaladıkları ibranamenin tarihidir. İşverenler bu şartı yerine getirmek için iş çıkış anında ibranameye imza attırmış olmalarına rağmen, ibranamenin kağıt üzerindeki tarih kısmına 1-2 ay sonranın tarihini yazmalarıdır. Bu sayede sanki ibraname 1 aydan sonra yapılmış süsü verilmektedir. Kanunun iş sözleşmesi bittikten en az 1 ay sonra imzalanmasını istemesinin nedeni işçinin istifa anında baskı ile ibraname imzalamasının önüne geçmektir.

İbraname yazılı olmadıkça geçersizdir. Sözle yapılan ibra yok hükmündedir.

İbra konusu işçinin alacak türü ve miktarının ayrı ayrı ve açıkça belirtilmesi gerekir. Yani “tüm haklarımı aldım” ya da “şu kadar miktar hakkımı aldım” şeklindeki ibranameler geçersizdir. İbranamede işçinin tüm alacak kalemleri tek tek yazılmalıdır. Örneğin kıdem tazminatı şu rakam, ihbar şu rakam, fazla mesai şu rakam şeklinde tüm alacak kalemleri yazılmalıdır.

Son olarak işçinin tüm işçilik alacakları noksansız banka aracılığı ile yapılmaması durumunda ibraname yine geçersiz olacaktır. Elden verilen işçilik alacakları karşısında alınan ibraname kanuna göre geçersizdir. İşveren banka üzerinden yatırdığı işçilik alacaklarını eksik yatırmış ise işçi yine tüm alacakları bakımından kalan kısmı İş Mahkemesinde dava edebilir.

Ayrıca zorla ve baskı ile alınan ibraname, beyaza imza, tarihsiz ibraname alınması da ibra sözleşmesini geçersiz kılacaktır. Bazı işverenlerce yapılan bu uygulamalar diğer işçilere de yapıldığından İşçi bu durumu tanıkla kolaylıkla ispat edebilir.

Son olarak işçi ibranameye imza atmış olsa bile yukarıdaki şartlar sağlanmadığı durumlarda hakları boşa gitmez, iş sözleşmesinin bitiminden itibaren 5 yıla kadar dava yoluyla tüm alacak haklarını alabilir. İmza attım haklarım gitti gibi bir düşünce tarzı doğru değildir. İşverenlerde ibra sözleşmeleri hazırlarken yukarıdaki hususlara dikkat etmeleri gerekir.

İş sözleşmesi fesihlerinde bu hususlar ile çokça karşılaşıldığından aşağıdaki butonlar ile siz de sosyal medya ortamlarında bu yazıyı paylaşarak hakkını alamayan işçilerin haklarına ulaşmasına neden olabilirsiniz.

İşten ayrılırken işveren çalışanlardan “tüm alacaklarının ödendiğine” dair ibraname alabiliyor. İşçinin kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, bayram ve tatil ücreti gibi tüm alacaklarının ödendiiği konusunda kendini güvenceye almayı amaçlıyor. Hukuki bağlayıcılığı bulunan ibranamenin geçerli olup olmadığı konusunda zaman zaman anlaşmazlık yaşanabiliyor. İbraname konusunda işçi ve işveren açısından dikkat edilmesi gereken önemli ayrıntılar bulunuyor.

İşten Ayrılırken İmzalanan İhbarname
İşten Ayrılırken İmzalanan İhbarname

İbra sözleşmesi 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesine dair 420. maddeye göre ibra sözleşmesinde aranan kriterler şöyle:

– İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesi yazılı olmalı,

– İbra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık süre geçmiş olmalı.

– İbra konusu alacağın türü ve miktarı açıkça belirtilmeli,

– Ödeme noksansız ve banka aracılığıyla yapılmalı.

Yargıtay’a göre, bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını kapsayan diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmünde kabul ediliyor. Bu durumda dahi ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması şartı aranıyor.

İŞ AKDİNİN FESHİNDEN EN AZ BİR AY SONRA YAPILMALI

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yakın tarihli bir kararında (Esas No: 2016/21421, Karar No: 2019/22781),iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde yapılan ibra sözleşmelerine geçerlilik tanınmayacağı belirtildi. Alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmelerinin, ancak ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli olacağı kaydedildi.

BEKLEME SÜRESİ BORCUN ÖDENMESİNE ENGEL DEĞİL

Yargıtay kararında, İş Kanunu uyarınca iş akdi feshedilen işçiler için bir aylık hak düşürücü süre öngörüldüğü, feshi izleyen bir ay içinde işe iade davası açma hakkı bulunduğu vurgulandı. Feshi izleyen bir aylık sürenin, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemli olduğuna dikkat çekilen kararda, feshi izleyen bir aylık sürede işverenin olası baskılarını azaltmanın, iş güvencesinin sağlanması için de gerekli olduğu belirtildi. İşverence yapılan geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerektiği ifade edilen kararda, bir aylık bekleme süresi işçinin bir kısım alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durum olduğu vurgulandı.

Ayrıca, bir aylık bekleme süresinin ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgili olduğu, borcun ödenmesine engel teşkil etmediği ifade edildi. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihinin bir ay süreyle ertelenmiş olmadığı kaydedildi.

Türk Borçlar Kanunu’nda, işverence yapılacak ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğu getirilmesinin, ibranamenin geçerliliği noktasında sonuca etkili olduğu kaydedildi.

İŞVERENİ BAĞLAR, İŞÇİYİ BAĞLAMAZ

Borçlar Kanunu’ndaki bu düzenlemenin, sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına kısıtlamalar öngördüğü, işverenin cezai şart ve eğitim gideri talep ettiği, ya da işçinin vermiş olduğu zararın tazminine dair uygulamalarda ve hatta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda, tarafların, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebilecekleri kaydedildi.

2012 YILI MİLAT

Yargıtay kararında, Türk Borçlar Kanunu’nun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdiğine dikkat çekildi. İbranamelerin iş akdinin feshinden itibaren bir ay içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşunun, söz konusu tarihten önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmayacağı kaydedildi. Kararda, 2012 öncesinde iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu belirtildi. İşçinin bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumda ve iş ilişkisinin devamını sağlamak veya alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesinin mümkün olduğu ifade edildi. Tarih içermeyen ve metinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiği açıkça anlaşılamayan ibranameye de değer verilemeyeceği belirtildi.

Kararda, işçinin ibranamede “yasal haklarını saklı tuttuğuna” dair ihtirazi kayda yer vermesinin ibra iradesinin bulunmadığını gösterdiğine de dikkat çekildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir